Sayfalar

Geçit


ne kadar üzgün varsa şu küçücük evrende
belli ki üzerine alınmışsın, bu iyi
düşlerini de idareli kullanıyorsun
ne arttırdıysan bir sohbetten,
aynı kahkahada hepsine rastlamak olasıdır.

“hani bazı şehirler yalnızca camdan seyredilir”
öylesine yalnızız ki manzara karşısında...
bölüşmek, bir yakınlık tarifiyken en zorundan
yaşamda yanına bir kişilik yer açmak... sen şuna imkansız desene

bir yandan yenilerini sırtlamak varken aynı sevgide;
bazen tek kelimelik bir cevap, üç beş hayali susturacaksa
dilim sürçmeden gökyüzüne bakamam artık,
ya gözlerine?

bir özlem ötemdesin hazır,
bir evren var aramızda küçük lokmalarla sevmek için...
saçların bana geçer yepyeni bir alışkanlık gibi,
üstüne üstlük avucunda benim çizgilerim, bu daha iyi
ben kadere akıl hocası olurum, sen bir taşbebeğe Gepetto baba
ben yere düşürülmüş bir anı, sen iyi çalışılmış yalnızlık
bir keder beğenirim, sen rengarenk
ben çakıl taşı sektiririm içimde, sen yoksun
sağımı solumu karıştırmadan gökyüzünü tutamam artık
ya ellerini?

yaşam ki, hiç bir rüyasını anımsamaz
bazen beni de anımsamaz
çocukluğa dönmeden gökyüzünü ezberleyemem artık
seni zaten ezberleyemem

perdeler açıkken kimseyi sevme dediydim ya
önemi yok, aç artık sırlarını
içine kapalı bir ayrılıktın
tanıştırdım çoktan herkesle
bırak da, içimizden geçsin söylenmemiş ne varsa

çekmecelerden birindeydi dünya, sen yoksun
benimle ilgilenmeyen bir kıza tutunur gibi eminim bundan
çünkü dalgınlığı iş edinmiştim hüzün çıkışlarına
çünkü elimde ne varsa, aynı umuda yatırdım
bak, ucundan bucağından acılar tarihine geçiyoruz
ceplerinden birindeydi aşk
düşürmüş müsün? işte bu kötü....

bir bakmışsın sokağında oynayan çocuklar yok      
en çok yalnızlığa çekmiş geçen yıllar
bırak da,
için
içimden geçsin


Takas'tan