Sayfalar

Orta Doğu'da Kayıp Sözcük I

Pencereye dayanmış bir ihtiyar, acısını evcilleştiriyor
Eşyaları toplanmış çoktan, nesi varsa anılardan başka?
Ağrı Dağı’nda ezerken üzümlerini on bin yıllık şarabın
Bir vakitler yoktu tanklar hayır yoktu.

Kamyon lastiğini bugün evde bırakmış bir çocuk
Dicle kıyısında kısmış gözlerini, hayaller derliyor;
Bir gün öğrenecek elbet yüzme, mayın hurdalarından sekip kaçan toplar için
Bilmiyorum dağdan dağa geçen diğer oyunlarını…

Sararırken bir yanı atlasın daha çok diğerlerinden
Tarihin bu en iyi peygamber okulunda
oturmuyor kimse kapı önlerine artık neden?
Sırf sessizlik bozulsun diye dikilmişti oysa Babil’de bir kule;
Sümerlerden kalma yok mu hiç ortak sözümüz?

Ermenistan’da bir kadayıf ustası, Antep’i dinliyor masal yerine;
Tebriz’le illa karışır minyatürleri Bursa’nın;
Felluce’de yıkılmış duvarlardan Şam’a girer soğuk;
Karadeniz limanları saklamıştır Berberi korsanlarını
Arabistan’da eksik olan su, nehirlerden taşıyor kuzeyde

Bazense Beyrut’un güneyinde düşen bomba
İki semt öteden duyulmuyor
Yine de Buzul Çağı’ndan bu yana ayrı kıtaları
Bir selam
Birbirine bağlayabilir.



Takas'tan (yeniden düzenlenmiş sürümü)