Sayfalar

Üçün Biri


sokaklara ilk kandili kim yakmışsa, ha beyoğlu ha roma
bu kenti baştan başa yakmak ona düşer
ortak kaptan bira içerken mısır'da
yazmışlardı bir tapınağa
buz gibi fıçıları dört yana saçıp
bir kibrit atmanın ancak
iksiri olduğunu unutmanın..
oysa barutun icadıyla öğrenilmiştir:
bir kent yakılabilir,
hiç bir şey unutulmaz.

bir güvercini ısıtmak için ceketine sokmuşsa kopkoyu bir adam
sırf üşüyor diye aynı simitçiye uğruyorsa bir diğeri
bir türlü diyememişsem çöpçülere,
düşmüş yaprakları ne kadar sevdiğimi;
çekindiysem her seferinde sırf benim yaşımda diye
tezgahını çıkarırken yardım etmeye eskicilere
sahaflarda kitapların tozunu gizli gizli
içime çekiyorsam
gemiciler
dillerinin ucuna gelmiş bir cümleyi söyleyebilmek için mi
açılırlar yoksa

hayallerimde bir görünüp bir kaybolarak
adımlarca dağılmak şimdiki işim
izin kalmış geçtiğimiz her yerde,
bir sokak
üç ay öncesine bağlanır mı bazen?

buzdan bu hava değmez mi hasta olmaya?
sadece yazın vapurda dışarıda oturanları
bu yüzden sevemedim
çöpleri karıştıran bir çingene
oyuncak bebek bulunca sevinir en çok

kışı göze aldıkları için
çünkü ağustos böcekleri
uçabilirler..
ben senin kapını çalacağım..

burada dört mevsim var
üçü kış..