Sayfalar

Yoksulluğun Gömülü Tarihi


Neden mırıldanıyorum bunları?
Surdibi’nde ıslık bile çalmadan yürürken şimdi
Yaşlandığımı bildiğimden
Ve her tür yalnızlığa yine yalnızlıkla laf yetiştirmek için.

Dünya adımlarımızcaydı,
Acemi ve sabırsızdı bir vakit,
Şimdi kargacık burgacık sokaklara saçılmış,
Kömürcüler ve hurdacı çıraklarıyla bu merhamet selinde
Uçuşan toz bulutları gibi çarpışıyoruz,
Ama o kadar…

Topkapı’nın yorgun pervazlarıyla
Bizans’ın yosunlu surlarında
Kalmış mıdır izi çocuk dünyamızın;
ve duvarcıların es geçilmiş,
Eski balıkçıların hikâyelerle süslenmiş
Küflü tarihinin?

Yağlı eldivenleriyle oto sanayinin bıçkınları
Bu kokuyu kibarca bana uzatıyorlar
Tut aklında, diyorum
Tut ki, inansınlar sana.

Neden söylüyorum bunları?
Çünkü unutarak besleniyoruz vahşi sokaklarda

Çünkü baskınlarla göçleri, işgal ve kurtuluşu
Mevsimler gibi geçirmiş
Bu krallık üstüne sultanlar mezarında
Bıraktığımız hiçbir çiçeği bir daha bulamıyoruz.



[Surdibi Şiirleri'nden]